Maratonu onuruyla tamamladı

İstanbul’da önceki gün vefat eden Türk basının duayen ismi Milliyet yazarı Sami Kohen’i dün 68 yıldır okurlarına seslendiği gazetesinde düzenlenen törenle uğurladık. Demirören Medya Center’daki törende, ailesi, meslektaşları, dostları ve sevenleri Kohen’le ilgili anılarını ve onun gazeteciliğe katkılarını anlattı. Törene katılan Demirören Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Meltem Demirören Oktay da Kohen ailesine başsağlığı dileklerinde bulundu.

Yatağında Merkel’i sordu

Törende aile adına konuşan gelini Seda Kohen, Baba Kohen’i anlattı:

“Bir ekolün sembolü olmuş, başlı başına bir müessese olmuş ama hep kendi olmaktan, Sami Kohen kurallarından kendi deyimiyle ‘Nizam intizam lazımdır’ diyerek asla vazgeçmemiş ve yılmadan herkesi kendi düsturunda yaşamaya davet etmiştir. Yorgunum, kötü, yanlış, hatalı gibi kelimeler asla günlük lisanı arasında yer almamış ve her zaman olaylara hep olumlu tarafından bakma prensibini baki kılmıştır ta ki elini bir kâğıt parçası çizene kadar işte o zaman sanki hayat durmuş ve dünya başına yıkılmış kadar karamsar olabilmiştir. Hapşırmak, nezle olmak onun için dünya sonu olurken, kalp krizi geçirip bundan bir şey olmaz bu da geçer açın bir klasik müzik diyebilecek kuvvette olmuştur. Oturmaktan hiç hazzetmeyip sürekli ayakta durup hep happy hour havasında bir yaşam sürmüştür. Yaşın sadece rakamlardan ibaret olduğunun esas meselenin içini nasıl doldurman gerektiğinin, rasyonel akıl, kalp ve bedenin nasıl bir bütünlük içinde olması gerektiğinin ikonik bir sembolü olmuştur. Aynı zamanda müzik dinleyip, radyodan haber takip edip, televizyondan ilgisini çeken haberlerin özetini çıkartıp, yazısını yazabilen ve hâlâ sırrı çözülememiş meslek aşığı. Geçen cumartesi ben ve damadı Metin yoğun bakıma yanına girdiğimizde, farklı konulardan konuşurken Metin, Angela Merkel’in Türkiye geldiğini söyledi. Hemen gözünü açtı, elleriyle ‘Heyetle mi yoksa tek başına mı geldi’ diye sordu. Tek başına geldiğini söylediğimizde de ‘Bakalım ne olacak’ dedi. Hemşire gerçekten şoka girdi. Çünkü biraz önce uyuyordu. Cumartesi hâlâ Merkel’in peşindeydi.” 

‘Bizimle yaşıyor olacak’

Sami Kohen’in kendisini öne çıkarmak için değil haber tutkusuyla mesleği sürdürdüğünü anlatan Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mete Belovacıklı ise şunları dedi:

“Malum zamanımız pırıltılı isimlerin pırıltılı işlerin çağı. İçerikten ziyade işin kendisinden ziyade pırıltının çokluğuna bakılıyor. Kimilerini pırıltı için iş yapıyor kimileri de işlerinin sonunda pırıltı elde ediyor. Sami Abi işi nedeniyle pırıltı elde eden, ayrışan, farklılaşan önem taşıyan bir insandı. Sami Abi bir ustaydı aynı zamanda. Ustalık derin bir mütevazılık gerektirir, ustalık aynı zamanda bilginizi yavaş yavaş damıtarak etrafınızdaki her kişiye aktarabilmeyi gerektirir. Bunun için hoşgörünüz olmalı, bunun için aynı zamanda derin bilginiz olmalı, bunun için aynı zamanda etrafınızdaki insanları da işiniz kadar seviyor olmalısınız. Zaman zaman kızdığı görülmemiş midir görülmüştür. Yanlış yapılan bir iş nedeniyle ya da kaçırılan bir toplantı nedeniyle yahut randevu alınması gerektiği halde unutulan bir dış konuk için. Ama bunun dışında hep kendisinden kendi bildiklerinden aktarmaya çalışarak yaşadığı bir ömür oldu. Sami Abi aynı zamanda hiç durmadan okuyabilen hiç durmadan merak edebilen bir insanın bir gazetecinin de nasıl olması gerektiğini de gösterdi. O yüzden hala son ana kadar elinde birtakım çalışma dosyalarıyla, bu dosyalara ilişkin görüşler alıp vererek notlar haline getirerek var oldu. Sami Abi aynı zamanda iddiasızca ama kalıcı işler yapabilmenin mümkün olduğunu ve bunun çok uzun süre yapılabileceğini de gösterdi bize. O yüzden dün olduğu gibi bugün de yarın da hep Sami Kohen bizimle yaşıyor olacak.

‘Anısını yaşatacağız’

İlk Milliyet’e başladıklarında ciddi bir kâğıt sıkıntısı var. Abdi Bey’le bir tam sayfa dış haberler üzerinden anlaşmışlar ama gazete kâğıdı bulunmamaya başlayınca dış politika sayfası da yarım sayfaya düşmüş. Ama haberler çok, yazılması aktarılması gerekiyor. Mehmet Ali Birand’la haftalık bülten çıkarmaya başlıyorlar. 200 adet basıyorlar ceplerinden para veriyorlar ve gazete içinde dağıtılıyorlar. Sırf biz yarım sayfalık bir iş yapmıyoruz, dünyada dünyanın işi oluyor bundan hiçbiriniz habersiz kalmamalısınız, bunlara bakmalısınız diyerek. Sonra o bülten evriliyor 1972’de Milliyet Aktüalite’ye dönüşüyor. Kapaklarını Bedri Koraman’ın çizdiği, Milliyet’in dış haberler servisinde çalışan, dış bürolarda çalışan insanların katkıda bulunduğu, Birand’ın ve Sami Kohen’in önderliğinde, altında bu ek Milliyet Dış Haberler Bölümü tarafından hazırlanmıştır ibaresi taşıyan bir dergi haline dönüşüyor. Bu dergi yıllarca Milliyet’le pazar günleri okuyucuya ücretsiz olarak dağıtıldı. Yılbaşından itibaren benzer bir çalışmayı yapacağız ve pazar günleri benzer şekilde bir dergiyi Sami Abi’nin anısına okuyucularımızla buluşturmaya başlayacağız.”

Demirören Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Meltem Demirören Oktay, Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mete Belovacıklı ile Sami Kohen’in eşi Mirka Kohen’e başsağlığı diledi.

Hep örnek oldu

Törene katılan Kohen’in eşi Mirka Kohen, hayat arkadaşı ile ilgili “Yaşamı boyunca çocuklarıma örnek oldu. Dürüstlüğü, çalışkanlığı, insanlığı ile bir sürü genç yetiştirdi. Sık seyahat ediyordu, çok yalnız kaldığım zaman oldu. Fakat döndüğünde, röportajlarını okuyunca ve gazetedeki manşetleri gördükçe iftihar ettim. Bütün üzüntüm, hüznüm geçiyordu” dedi.

‘Ağırlığı kadar toz yuttu’

Sami Kohen’le tanıştığında 11 yaşında olduğunu söyleyen Milliyet Gazetesi yazarı Attila Gökçe, o günlere dönerek ustayı anlattı:

“1956’da Sami Ağabey ile tanıştığımda 11 yaşındaydım. Olimpiyatlarla ilgili haberler Milliyet’in sayfalarında çok ilgimi çekerdi ve hayal kurardım, ‘Bir gün ben de yazacak mıyım, gazeteci olabilecek miyim?’ diye yere uzanır, gazeteyi yelken gibi açar öyle okumayı çalışırdım. Sami Ağabeyimizin değerli yazılarıyla da o günden beri aşinayım. Sonra Tanrı bana güzel bir armağan verdi. Sami Ağabey ile kapı yoldaşı olduk. Ben spor penceresinden bakarak Sami Ağabey için bir şeyler söyleyeceğim. Oturduğunuz yerden aklınıza gelen bir ismi Google’a bastığınızda hemen onun eserlerini, yaşam macerasını öğrenebiliriz ya da okumadığınız bir kitabın özetini okuyup, hakkında ahkam kesebiliriz. Bunların teknolojinin ve sosyolojinin toplamda teknososlojinin bizi birbirine bağlayan ama birazda çözen gelişmeleridir. Ben spor yazarı olarak baktığım zaman Sami Ağabeyin en az ağırlığı kadar toz yuttuğuna inanıyorum. Çünkü kitap karıştırmak, gazete koleksiyonlarının arasına girmek, gazeteleri çevirirken ellerinin kararması bugünkü kuşağın pek bilmediği bir şey. Bizim de unutmakta olduğumuz bir şey. Los Angeles’tan İstanbul’a press aracılığıyla güzel siyah beyaz bir röportaj fotoğrafı göndermek istedim. Alman asıllı Londra’da yaşayan fotoğraf direktörü vardı. Kendisine gidip dedim ki ‘Gazete erken basıyor lütfen bunu biraz öne alabilir misiniz?’. Döndü ve ‘Sami Kohen’i tanıyor musun? diye sordu. ‘Onu kim tanımaz ki’ dedim ve ‘Tamam’ dedi.

Destan kahramanları

Hayatı bir koşu olarak düşünebilirsek, tasavvur edebilirsek… Ben o hayatın içinde ders çıkartırken bazı isimlere bakıyorum. Mesela medyada aynı birebir örneklerle söyleyeceğim. Ekonomi dünyasında da bilim dünyasında da vardır. Ama medyada kendi alanımızda bakacak olursak, sprinterlerle, maratoncular vardır ve kademe kademe koşarlar. Sprinterde kısa ve orta mesafe vardır. Sprinterciler popüler kültür kahramanı olmak için reytiglerde, yüksek kitlelere ulaşmak için yapmadık marifet bırakmazlar. Sosyal medyada takipçi sayılarıyla övünürler, onlar için neyi nasıl yaptığı, yarına ne iz bıraktığı hiç önemli değildir. Zaten fişi çektiğiniz zaman yok oluyor bir daha kimse onları görmüyor. Ama sprinterler ufak ufak kurallardan taviz verebilirler, fırsatçılardır, fırsatı değerlendirip yarış dört etapsa birini kaynatıp aradan sıyrılarak insanları uyutarak öne geçmeye çalışırlar. Bunlar çok ünlü olur. Medyadan söz ediyorum, çok çabuk parlarlar, popüler kahramanlar haline gelirler, herkes onların ağzının içine bakar ama onların çoğu başkalarının ağzının içine bakar. Sami Ağabey maratoncuydu ve maratoncular kuralcıdır. Maratoncular koşularının 10 misli antrenman yaparlar. O koşuyu taşıyabilme, götürebilme, o koşuya dayanabilmek için. Sami Ağabey tonlarca bilgi araştırırdı. Araştırdığı bilgilerin içinden süzerek dünyadan haberler verirdi. Asla yalana başvurmadı, spekülasyonlara başvurmadı, polemiklerden uzak durdu. İstese o bilgi ve zekâyla muhteşem polemikler yapabilirdi. Ben çok gördüm özellikle onun kuşağından ‘bakanları nasıl mat ettim, başbakanı nasıl zor duruma düşürdüm’ diye. Sami Ağabeyin böyle bir derdi yoktu. O kendiydi. Dürüstlüğüyle, namusuyla, ilgisi, bilgisiyle, efendiliğiyle onuruyla, referans kimliğiyle sonuna kadar koştu. Sami Ağabeyi kıskanıyorum, onun gibi ölmek istiyorum.”

‘Çelebi adamdı naifti, akıl hocasıydı’

Milliyet Gazetesi yazarı Şansal Büyüka, Kohen’in Milliyet Gazetesi’nin kurumsal hafızası, akıl hocası, tecrübesi ve simgesi olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Sami Abi’yle yollarımız 1970’li yılların başında kesişti. Cağaloğlu’nda Milliyet binasına ürkek adımlarla girdiğimde Sami Abi Milliyet’in vazgeçilmez sıra dışı gazetecilerinden bir tanesiydi. Çelebi adamdı, naif adamdı, büyüdükçe küçülmesini bilenlerden bir tanesiydi. Biz spor servisi ikinci kattaydık, üçüncü katta yazı işleri vardı dördüncü katta yazarların ufak ufak odaları vardı. Dönem haberleşmenin teleksle yapıldığı dönemdi. Buna rağmen Sami Abi koskoca bir dünyayı küçücük odasına indirir, oradan sayfalara taşırdı. O dönemlerde de krizler çok olurdu ülkemizin başı derde çok girerdi her defasında Sami Abi yazardı. ‘Abi neler oluyor’ derdik naif adamdı ya ‘Bekleyin sayfayı bitirip, geliyorum’ derdi aşağıya inip herkesin anlayacağı şekilde analitik şekilde durumu açıklardı. Bir özelliği vardı. Cağaloğlu’ndaki meşhur binadan içeri girerdi, ilk işi ceketini askıya asardı, kollarını sıvardı ama kravatını hiç çıkarmazdı. Arı gibi dolaşırdı, günde 20 defa aşağıya inip çıkardı baskıya bakardı aman bir hata olmasın diye. İnanılmaz bir insandı. Öldükten sonra yaşamak istiyorsan yaşarken ölümsüz eserler bırakacaksın derdi. Sami abi o kadar çok eser bıraktı ki unutulması ve ölmesi mümkün değil. Ben önder gazeteci Abdi İpekçi’yi başa koyarak Milliyet’i Milliyet yapan bu dünyadan geçen değerler önünde saygıyla eğiliyorum. Rahat uyusunlar.”

‘Dünyaya referans bir duayendi’

Milliyet Gazetesi Yazarı Güneri Cıvaoğlu, 40 yıllık dostu olan Kohen’le ilgili anılarını anlatarak, “Sami Kohen’in en önemli vasıflarından biri de dünyada çok geniş bir çevresi vardı. Telefonunu çevirdiğinde her ülkede konuşabileceği en az bir kişi olurdu. Dünyada belli başlı gazeteler vardır, bu gazetelerde referans gazetelerdir. Kohen de yabancı basın için referans gazeteciydi. Bir haber verilirken zaman zaman Sami Kohen refans gösterilirdi. Türkiye’de ve dünyada referans olabilmek çok önemli. Kohen tek başına bir müesseseydi” dedi. Gazeteci Altan Öymen de Kohen’in Türk basınına yaptığı katkıları anlatarak, şunları dedi:

“Türk basınında dış dünyaya yönelik bilgilerin yer alması yolunda en önemli katkıyı sağladı. Milliyet, Abdi İpekçi zamanında ve Sami Kohen’in katılımıyla büyük bir devrim yaptı, dış haberler sayfası ayırdı. Basında ihtisaslaşmanın önemini gösterdi. Bu toplantı Türk basınında çok büyük bir gazeteciye gösterilen saygıyı gösteriyor.”

‘O’nunla çalışmaktan gurur duyuyorum’

Milliyet Gazetesi Dış Haberler Müdürü Levent Köprülü “Onun kurmuş olduğu dış haberler servisinin başındaki kişi olarak değil de abisini kaybetmiş bir kardeş olarak konuşmak istiyorum. 1990’da Milliyet’in kapısından girdiğim zaman Sami Bey ellerini kavuşturarak ‘bu mu yeni gelen arkadaş’ diye sormuştu. Askerlik dönüşü geldiğimde titiz bir Sami Kohen’le tanıştım. ‘Eee bugün ne yapıyorsunuz’ diye konuşup önerilerde bulunan Kohen’le tanışmıştım. Daha sonra müdür olduğumda abi Sami Kohen’le tanıştım. Son dönemde de baba Sami Bey’le tanıştım. Hayatına tanık oldum, bol bol sohbet etme olanağı buldum. Hasta olduğumda 15 günün 13 gününde aradı. Onunla çalışmış olmaktan gurur duyuyorum. Telefon fihristimde her zaman var olacak bir insanı uğurlamış olmaktan da üzüntü duyuyorum” dedi.

‘İnsanlar yazılarını güvenle okurdu’

Hürriyet Gazetesi yazarı Sedat Ergin ise konuşmasında dünkü (salı) Milliyet Gazetesi’nde Sami Kohen anısına yapılan özel sayfaların önemini vurgulayarak, “Milliyet Gazetesi’ne teşekkür etmek istiyorum. Bugün yayınlanan Milliyet gazetesi, Sami Kohen özel sayısı gibi çıkmış çok güzel hazırlanmıştı. Büyük bir emeğin yansıması, bir ahde vefa ifadesidir. Her türlü kurumsal kültürün yaşatılması ve Sami Bey’in hatırasına bu şekilde sahip çıkılması her türlü takdirin üzerindedir” dedi.

‘Yol gösterecek’

Kohen’den herkesin övgüyle bahsettiğini ve bunun çok az gazeteciye nasip olacak bir şey olduğunu söyleyen Sedat Ergin, şöyle devam etti: “Türkiye’de dış habercilik alanında öncü bir isim. Türkiye’de dış habercilik onunla kurumsallaştı, dış haber servisinin kurulması, dış haberler sayfalarının yapılması hep onunla başladı. Gazetecilikte etik ölçülerin güvenin, evrensel batılı ölçülerin yerleştirilmesinde benimsenmesinde bence Abdi İpekçi’yle birlikte tarihi bir rol oynadı. Sami Bey güven verirdi, yazdığı bir yazıyı insanlar gözlerini kapatarak güvenle okuyabilirdi. Bunların üzerine çıkan bir özelliği de insanı yönüydü. Eşsiz bir insandı. Etrafına güven duygusu yayardı. Çalışkandı, iş disiplini, profesyonelliği, mesleki ahlakı çok önemli özellikleriydi. O gazetecilik merakını hiç kaybetmemişti. Fiziki olarak ufak tefek bir insandı ama o dev bir insandı. Çok önemli bir gazeteciydi aynı zamanda dev bir müesseseydi. Bütün kıdemine rağmen stajyer muhabir heyecanıyla soru sorardı. Tüm bu yönleriyle bundan sonraki gazetecilere de her zaman yol göstermeye devam edecektir.”

‘Hakikati arayan gazeteciydi’

Törene katılan Şalom Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İvo Molinas da Kohen’in Şalom Gazetesi’ne yaptığı katkılardan, hakikatı ve bilgiyi arama yolundaki çalışmaktan hiç vazgeçmemesinden bahsederek, “Hakikati arayan bir gazeteci olarak hiçbir siyasi angajmana girmeden objektif gazeteciliği Türk basınına hediye etmiş bir gazeteci olarak tanınacaktır. Ben kendisini objektif gazeteciliğin gurusu olarak tanımak ve hatırlamak istiyorum” dedi.

Kohen’e Meclis’te de anma

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Türk basının duayen ismi, Milliyet gazetesi yazarı Sami Kohen için dün Meclis Genel Kurulu’nda konuşma yaptı. Çakırözer şunları söyledi: “Türk basının usta kalemlerinden yetmiş yıldan fazla süredir bizlere dünyayı, dış politikayı anlatan gazeteci Sami Kohen’i kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyoruz. Dış haberciliğe verdiği önemle, bilgisiyle, tevazusuyla, nezaketiyle hepimize örnek bir isimdi. Kederli ailesine, tam altmış sekiz yıldır yazdığı Milliyet Gazetesi’ne ve basın camiamıza başsağlığı diliyorum.”

‘Kohen bize dünyanın kapılarını açtı’

Coca-Cola İçecek CEO’su Burak Başarır, Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mete Belovacıklı’ya gönderdiği taziye mesajında, “Gazetenizin ve ülkemizin kıymetli yazarı usta gazeteci Sami Kohen’in vefatından duyduğum üzüntüyü belirtmek isterim. Biz okurlarına dünyanın kapılarını açmasının yanı sıra son nefesine kadar gazetecilik görevlerini yerine getirmesi, bizlere mesleğini tutkuyla yapmanın kıymetini bir kez daha hatırlattı. Tüm okurları ve Milliyet gazetesi çalışanlarının acısını paylaşıyor, baş sağlığı diliyoruz” dedi.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Giriş Yap

HABER-E ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!